10. Zara’da Kök Salma Ve Aydınlanma Üzerine
- Aral

- Mar 3, 2024
- 2 min read
Zara’da değişim kabini kuyruklarının daha verimli ve kısa süreli bir hale getirilmesi pek elzem bir mesele. Zira eşlerini, annelerini, kız kardeşlerini bekleyen binlerce herif telef olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Karşımda oturan 60’lık amca ruhunu teslim etti edecek maazallah. Kucak dolusu mont ve alışveriş poşeti eline verilmiş, askılık bir insan formu olarak hayatını devam ettirmekte son yarım saattir. Boş boş duvara bakıyor garibim.
Benim de durumum ondan pek iyi değil hani. En azından daha genç olmanın verdiği yetiyle, biraz telefonda gezinip zaman öldürülebiliyor. Fakat ben telefonuma da uyuzum bugünlerde.
Haber siteleri çok sıkıcı ve kekre, Instagram’da zombi gezinmeler de huyum değil, biraz yazı, biraz hayal, hayata tutunmaya çalışıyorum.
Dayının dilini konuşabilsem seslenme niyetim var lakin İspanyolcam yok denecek kadar az ve de yok. Ayıptır bahsetmesi son on gündür biraz uzaktan çalışır gibi yapma, biraz da tatil niyetiyle Valensiya’dayız.
Eh, İspanya’ya gelmişken malum İspanyol markalarına para düşürmeden olmaz tabi. Hanımcılık daima kazanır diyerekten, kadın ayakkabı reyonunda oraya buraya tünemiş adamlar kervanına katılmış bulundum.
Halbuki bir langırt ya da bilardo masası atılsa buraya neşeler yerine gelecek ama nerede… Boş boş yazıp zaman öldürmece ancak.
Uzun zamandır yazmamışım, iyi de gelmedi değil. Bir nevi aydınlanma ve de iç dökme seansı.
Yazıya biraz ara verip istemeye istemeye Kıbrıs haber sitelerine baktım. “Devletin malı deniz, yemeyen badadez.” isimli uzun metraj film dönüyor yine. Ziyanı yok, tekrara binmiş +18 senaryo. Tokatlasın efendiler.
Yabancı haber siteleri de pek farklı değil gerçi. Bu aralar bir deney olarak hem sağ hem sol ajansları birden tüketiyorum. İki tarafın da kafalar biraz gitmiş. Merkezde durup hiç haber okumamak en temizi aslında.
Hah! Andreea ufukta görüldü ve yüzler pek sırıtmakta. ZARA'nın kesesine sağlık.
“Umarım çok bekletmedim.” dedi şeker şeker.
Hemen “Hiç sıkıntı değil!” yapıştırıldı tabi.
Ne yaptın, ne ettin diye sordu, ben de yazıdan bahsettim.
“Umarım beni gömmedin…” dedi en İngilizcesinden.
“Gömmedim. Benim derdim ZARA’yla.” diye gülümsedim.
Çok da alışveriş sever değil kendisi. Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lazım.
Sonra bir de erkekler reyonuna geçildi ayıp olmasın diye. Bomboş zemin katı, şahane, havadar bir ortam, kabinler, sıralar boş… Çabucak bir gömlek beğenilip kasaya yönlenildi.
“Si, si, tarjeta por favor.”
Ürettiğim yazıları ve/veya müzikimsi ürünleri tüketmek için aşağıdaki bağlantıda gezinebilirsiniz. 👇🏻




Comments