top of page
Search

11. Cacık Bakanlığı (Kısa Hikaye)

  • Writer: Aral
    Aral
  • Jun 30, 2024
  • 2 min read

Cacık Bakanlığı çok sıradan bir sabaha uyanmıştı yine. Sekreter Ceylan Hanım ofise 9 sularında gelmiş, köpüklü duble Türk kahvesini hazırlamış, sosyal medyayı arşınlamaktaydı.


Ofisin diğer görevlileri şimdi şimdi gelmezdi. Saatine göz ucuyla baktı, ‘Birazdan gelir Bakan Bey.’ dedi içinden. Kalktı, elinde kahvesi pencereye yürüdü. 


Park yerine gelen yeni arabaları ve yüzleri tespit etmeye çalıştı. Kim yeni başlamış, kim transfer olmuş ucunu kaçırmıştı artık. Dokuzuncu yılını doldurmuş, belki de ondan fazla bakana sekreterlik etmişti Ceylan.


Kahvesini yudumlarken Bakan Bey’in birinci, ikinci, üçüncü ve de dördüncü yardımcılarının geldiğini gördü. Masasına sakin adımlarla dönüp, takvimi gözden geçirdi. Bugünlerde pek de bir şey yaptıkları yoktu gerçi. Ofisin nüfusu arttıkça yapılacak işler paylaşılıyor, kendinin de, Bakan Bey’in de kafası hafifliyordu.


Yardımcılar teker teker ofise döküldüler. Hepsi bir diğerinden daha dik, önemli ve gururlu yürümeye, omuzlarını horoz gibi kabarta kabarta ‘Günaydın Ceylan Hanım!’ selamını en gür söylemeye çalışmaktaydılar.


Kısa sürede hepsi Bakan Yardımcısı odasındaki küçük, okul sıralarına benzeyen komik tahta masalarına yerleştiler. Bakan yardımcısı odası dolup taşmaya başladığından, masalar küçültülmüş, neredeyse okul sıralarına benzeyen bu oyuncak tahta mobilyalar pek önemli horoz beylere tahsis edilmişti.

 

Hemen birbirlerini selamlamaya, önemli önemli konuşmaya koyuldular. Ceylan uzaktan kulak kabartıp, sırıtarak kahvesini yudumluyordu.


‘Evet… evet Ali Bey, doğru! O işi sonlandırmak lazım tez zamanda… O dosya kimin mesuliyetindeydi?’


Az sonra Bakan Bey’in heybetli, yere obez basan ayak sesleri duyuldu. Ofisi bir an sessizlik ve sahte bir ciddiyet havası bürüdü. Bakan Bey herkese günaydın gülücüğü dağıtıp, hiçbir şey demeden ofisine yerleşti.


Saat neredeyse 9.30’u bulmak üzereydi. Boş çantasını açtı, içinden siyah dolma kalemini çıkarıp özenle masanın ortasına koydu. İlk görüşmesi için hazırdı.


Çok geçmeden ahize şakımaya başladı. 


Ceylanın tek düze, sıkıcı sesi ‘Hatta Ekrem Bey var efendim.’ dedi ve sesini kısarak devam etti, ‘Başbakanın 5’inci yardımcısının onuncu göbekten yeğeniymiş.’


’OOV… peki, bağlayın hemen.’


’Alo, Ekrem Bey, günaydın! Nasılsınız?’


’Günaydınlar Bakan Bey! İyiyiz. Sizler de iyisinizdir inşallah?’


’İyiyiz efendim, meşgulüz… Tonlarca cacık, tonlarca hıyar… Başımızı ancak kaşıyoruz.’


’Maşallah, maşallah! İşleyen demir ışıldar efendim.’ 


Çok az bekledikten sonra Ekrem Bey hemen konuya girdi.


’Numaranızı Başbakan Bey’in yardımcısı Boş Boş Bakan Bey’den aldım.’


’Aa öyle mi? Çok severim Boş Boş Bakan Bey’i. Çok mühim adamdır.’


’Öyle… Öyle… Kendisi bana yardımcı olabileceğinizi söyledi. Ablamın köpeğinin veterinerinin kayınçosu Yoğurtçu Hamdi Bey’i bilir misiniz?’


’Hayır, tanışma fırsatım olmadı maalesef.’


’Ben tanıştırırım kendisini. Pek babayiğit bir yoğurtçudur. Eğer sizin bakanlıkta yer varsa çok yardımı dokunur…’


Cacık Bakanı hemen durumu kavrar.


’Dokunur elbet efendim. Bakanlığımızın kapısı titiz çalışan yoğurtçulara her zaman açıktır.’


’Şahane! Kendisine numaranızı iletirim ben. Tam olarak yapacağı işin ne olduğunu söyleyeyim?’


’Bakanlığımız kase başına yüz kalite memuru atamaktadır. Küçük çay kaşıklarıyla cacıkları test etmek suretiyle…’


’Anladım, iyiymiş. Peki 100 kişi test ettikten sonra kasede bir şey kalıyor muymuş?’


’Kaldığı kadar efendim.’


’Âlâ! Pek âla! Hamdi arar sizi bugün. Çok teşekkürler, saygılar!’


’Saygılar Ekrem Bey, görüşmek üzere!’


Bakan Bey telefonu yavaşça kapatır. Televizyonu açar. Uzaktan çağırır.


’Ceylan!! Bakanlıkta cacık kaldı mı hiç?’


’Kalmadı efendim.’ 


‘Tüh,  neyse, bir cacık paşamız daha oldu ya… neyse ne.’


Ceylan elinde tepsi odaya girer. Tepside bol köpüklü bir kahve ve boş bir cacık kasesi vardır.



 
 
 

Comments


bazı şeyler.

aşağıdaki bağlantıda gezin gezin gezinebilir, bugüne kadar ürettiklerimle zaman eritebilirsiniz..

©2023 by birkaç satır fikir sanat.

bottom of page