top of page
Search

8. Bir Grip Hikaye

  • Writer: Aral
    Aral
  • Oct 26, 2023
  • 2 min read

Perşembe. Sabah saatin ikisi.



Gözlerim uykuma inat karanlığa açılıyor. ‘Ne cacık yemeye uyandım?’ sorusu beynime düşemeden, dededen yadigar, heybetli ve de yamuk burnumun pek tıkanık olduğunu fark ediyorum. 



‘Hayırdır niye kapalı?’ diye soruyorum, bir iki nefes çekmeye çalışarak, bir cevap alamıyorum. 



Çok bir zaman geçmeden bademciklerimin ‘cik’ olmaktan çıktığını, badem hatta ceviz olduğunu idrak ediyorum. Ağır bir küfür basıyorum içimden. 



Kalleş bağışıklık sistemi! Başka işin yok kardeşim, yapsana yapman gerektiğini delikanlı gibi. Bayrakları indirmiş, hain virüsleri içeriye buyur etmiş. Rüşvet mi almış nedir? Birkaç saatlik bir şafak operasyonuyla yakayı ele vermişim.



Nefes alamadığımdan dolayı sinirli olmaya takatim uzun süreli yetemiyor. Sürüne sürüne ilaç dolabına gitmek, Otrivine ve boğazım için de mutfaktan karanfil bulmak gerek.



Bir an Andreea’yı uyandırsam mı diye geçiriyorum içimden. Hemen vazgeçip efendi gibi virüslerimle yola düşüyorum sümük çeke çeke. 



Damla fışkırtılıyor, karanfiller kemirilmeye başlanıyor ve ıhlamur arayışına koyulunuyor. Evde ıhlamur çayı olmadığı hızlıca anlaşıldıktan sonra bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştiriyor ve papatya çayına yöneliyorum.



UU papatya bademciklerimin haline bak. Benimle kiim kalacak… Senden çok uzakta… 



diye mırıldanıyorum içimden. Su kaynadıkça evdeki ses cümbüşü ve inşallah ahaliyi uyandırmayız kaygısı artıyor. 



Çay konuluyor ve salonda sessiz bir grip kabulleniş seansı başlıyor. Nereden kaptım acaba diye düşünüyorum ve cevaba ivedilikle ulaşıyorum. Tabi ki trende! Herkes öhö öhö, uhu uhu diye ortalıkta dolaşıyor bu aralar maşallah. Nasibimizi aldık en sonunda şükür.



Yarın evden çalışacak olmanın verdiği teselliyle biraz sakinliyorum. Telefonda geziniyorum kısa bir süre. Haber siteleri kan golü. Ortadoğu, Gazze derken salakça bir fikir olduğunu anlayıp geri vites yapıyorum. Kitap mı okusam diye düşünüyorum, uykum daha beter kaçar diye korkuyorum.



Ve sonunda klavyenin başına geçiyorum. Bir nevi yazılı grip isyanı. Dakikalar ve de yarına daha iyi kalkma ihtimalim an itibariyle şarampolden yuvarlanmakta. 



Bardağın bacası tütüyor usul usul. Biraz yudumluyorum. Peh. Sıkıcı, tatsız tuzsuz bir çay. Papatya çayına hafiften uyuz olduğumu hatırlıyorum. Yine de huysuz huysuz içmeye devam ediyorum, bademlerim biraz ‘cik’ olur diye.



Bu gece bitmez diye geçiriyorum içimden. Evin önündeki ağaçlara bakıyorum, salınıyorlar biraz. Gündüz fırtınası da yorulmuş kendinden, ya da o da grip olmuştur belki, yorgun yorgun uykudan uyanmış, o da bana bakıyordur. 



Ağaçla bakışmayı bırakıp yatsam yerinde olacak galiba. 



Ulen virüsler… 





 
 
 

Comments


bazı şeyler.

aşağıdaki bağlantıda gezin gezin gezinebilir, bugüne kadar ürettiklerimle zaman eritebilirsiniz..

©2023 by birkaç satır fikir sanat.

bottom of page