1. Kıbrıs ve Trafikte Hödüklük
- Aral

- Jul 30, 2023
- 2 min read
Updated: Aug 7, 2023
Geçenlerde Kıbrıs’taydım. Deniz, kum, güneş biraz rutinden kaçma çabaları… Kaçabildik de sanırım.
Adaya gelişlerim bir turistinkinden pek de farksız değil sanki artık. En son KKTC’de sürekli yaşadığımda 18’imdeydim, şimdi 29. Biraz daha kartlaşmış, hırtlaşmış buluyorum kendimi genel olarak.
Uzakta yaşıyor olmanın verdiği çekingenlikle seyreyliyorum etrafımda olanları. Kendimde çok yorum ve eleştiri hakkı bulmayanlardanım yani. Ama bir husus canımı o kadar dingildetti ki* an itibariyle, yer yüzünden 10000 km yukarıda, telefonumun küçük tuşlarıyla cebelleşmekteyim. Ve kalın, sosis parmaklarım hiç de yardımcı olmuyor.
Her neyse sadede gelelim. Trafikte hödükleşme az biraz artmış sanki. Genel olarak insanlarımız alt yapının el verdiğince saygılı ve uysal. Lakin, aceleci, sarı ışık yeşil ışığa döner dönmez kornaya
ZAAAAAART!
diye basan bir sürücü türü vuku bulmuş ki hayırlar olsun.
Bir iki defa rastladım bu insan formuna. Eskiden de rastlıyor muydum emin değilim. Belki de hep vardı, ben yeni fark ettim, abartıyorum. Lefkoşa’dan Girne’ye, Karpaz’dan Lefke’ye aramızda bu tabakhaneci kardeşlerimiz.
Hatta bir keresinde Rum tarafında biri kornaya asıldı en sarısından, sevindim.
‘Hah! Rumlar’da da var demek ki!’ diye tam içim ferahladı ki, dikiz aynası hevesimi kursağımda bıraktı. Gözümü plakadan yukarı kaldırdığımda beni, gayet bizden ve de gayet hararetli bir arkadaşımızın, çatık, sinirden fırıldak kaşları karşıladı.
İçimden 30'uma yanaşıyor olmanın verdiği huysuzlukla bir iki çok da ağır olmayan küfür salladım ve kafamdan ‘Rumlar'da da olması lazım bu alengirli korna işlerine girişen kimseler. Sadece bize has olamaz, olmamalı. NAYIR, NOLAMAZ!' diye geçirdim. Bilen gören varsa allah rızası için bana ulaşsın.
Çok uzatmayayım. Fazla da kafanızı açmayayım. Bu konudaki sinir oranım ve Ferhan Şensoy’un kitapları beni ilk defa bir deneme yazısı yazmaya itti. Yalana girmesin, kulaklığımın şarjı da bitti biraz da ondan.
Gel gelelim, bu genç arkadaşlarımızı ne yapar, ne eder de sakinleştiririz emin değilim. Şu anda düşünebildiğim tek çözüm arabayı tamamen söndürüp, trafiği hepten durma noktasına getirmek.
Bu hareket pek sevgili tabakhanecilerin kardiyovasküler sistemini pek tabi zorlayacak, ve pek tabi tansiyonlarını 12 8’in çok çok üstüne fırlatacaktır. Çözüm müdür? Olduğu kadar…
Her hafta yazarım belki biraz bu yazılardan. İyi geldi zira. Okunur mu o tamamen başka mesele.
Hörmetler.
Esenlikler.
*bu terim tamamen Ferhan Şensoy’dan araklamadır. Tatilde baya okuma fırsatı buldum affedin.
az biraz dinlenen iki şarkımı tıngırdatmak VE/VEYA hiç de okunmayan şiir kitabımı okumak için aşağıdaki bağlantıda gezinebilirsiniz.




Comments